Kategori: kültür-sanat

  • hobbit beş ordular savaşına doğru

    hobbit beş ordular savaşına doğru

    Daha dün gibi her şey. Ama Hobbit’in sinemaya uyarlanacağı dedikodularının çıkmasından bugüne aradan 10 yıl geçmiş…

    Yüzüklerin Efendisi’nden sonra hemen hemen emin gibiydik Hobbit’in filminin çekileceğinden. Süreç biraz uzun sürdü ama sonunda dileğimiz gerçekleşti. Dile kolay neredeyse 10 yıl bekledik. 2004 yılında başlayan tartışmalar filmin 2006 yılında vizyona gireceği ve iki filmden oluşacağı şeklindeydi. o zamanlar 2006 yılı öylesine uzak gözüküyordu ki anlatamam.

    Önce King Kong nedeniyle ertelendi. Daha sonra da yapım şirketi ile yönetmen Peter Jackson arasında filmin yan gelirleri için açılan davalar birbirini izledi. Hatta bu süreçte New Line şirketinden Peter Jackson’a yönelik çok sert sözler söylenmiş ve Jackson’ın bir daha asla herhangi bir New Line yapımında yer almayacağı açıklanmıştı.

    (daha&helliip;)

  • karışık kaset’e dair birkaç şey

    karışık kaset’e dair birkaç şey

    Halbuki bugüne dair ne güzel planlarım vardı. Sabah uyanacak, gün boyu tezimle ilgilenecek ve artık sonuna getirecektim. Ama nedense içime düşen Ayvalık Tostu özlemi buna engel oldu, evet Ayvalık Tostu. İnanır mısınız kaç gündür rüyama giriyor. Yiyemedim bir türlü, gece sipariş verecek açık bir yer bulamanın hüznüyle gözüme uyku girmedi resmen. Sabah kalktım, kahvaltı için söyleyecektim ki yeter bu üşengeçlik diyerek kendimi Şişli Cami’sinin karşısındaki tostçuma attım. Tostumu yiyip beklemeye geçtim fakat gelen giden olmadı. Güne devam etmeye karar verdim. Karışık Kaset vizyona gireli az zaman oluyor, aklımdaydı, hazır dışarı çıkmışken izleyeyim istedim, izledim.

    (daha&helliip;)

  • unutursam fısılda

    unutursam fısılda

    Filmlerin de mevsimleri vardır. Hüzünlü filmler sonbaharı yansıtır mesela. Sararan yapraklar gibi, yorgun ama direnci yüksek. Unutursam Fısılda da böyle bir film. Hüzünlü, kırılgan ve naif. Seyretmeye kıyamıyorsunuz. Hikayenin doğallığı, sadeliği ve naifliği film boyunca tebessümü eksik ettirmiyor yüzünüzden.

    Çağan Irmak gerçekten sinemamızın değerli isimlerinden biri. Babam ve Oğlum ile Dedemin İnsanları gibi iki harika film milyonları hüzne boğmuştu. Ayrıca Issız Adam ile Türk sinemasında yeni bir akım yarattı. Sonrasında çekilen benzer temalı filmlere öncülük ettiğini bile söyleyebiliriz. Unutursam Fısılda ile 1970’lere dönüyoruz bu sefer. Böyle filmleri izlemeyi seviyorum. Çoğalmasını ve kalitesinin artmasını diliyorum.

    Ekim ayının sonlarında vizyona giren filmi ancak izleyebilmenin hüznünü yaşıyorum. İş, güç, tez, evi toplama derken neredeyse 2 haftadır denk getirip gidemiyordum. Nihayet bugün ilk fırsatta izleyebildim. Hüzünlü bir film dedim ama aynı zamanda insanı mutlu eden bir yönü var. İzlerken filmin samimiyetine bağlanıyorsunuz. Göz yaşından ziyade tebessümle geçiyor film.

    (daha&helliip;)

  • yüzüklerin efendisi genişletilmiş “ek” versiyon

    yüzüklerin efendisi genişletilmiş “ek” versiyon

    Malum sonbaharın serin günlerini yaşamaya başladık. Aralık ayı artık çok uzak değil. Bu demek oluyor ki son 15 yıl olduğu gibi Tolkien dünyasının kapıları ardına kadar belki de son kez açılacak. Dile kolay Yüzüklerin Efendisi’nin çekilmeye başladığı zaman doğan çocuklar bugün 18 yaşına giriyor! Hayat ne de hızlı akmıyor mu?

    2000’lerin başında Yüzüklerin Efendisi fırtınası süre dururken filmlerle beraber tartışılan en önemli noktalardan birisi de filmlerdeki kopukluklardı. Kimisi küçük hatalarla açıklanabilecek olsa da -mesela Frodo’nun durup durup değişen yara izinin yeri- açıklanamayan birçok büyük nokta vardı. Özellikle Kralın Dönüşü’nde iş ayyuka çıkmıştı. Gandalf’ın Faramir’i kurtarmaya giderken sahne geçişi sonrası asasını kaybetmesi gibi… Sonuçta bu bir asadır, söz konusu Gandalf ise bu hiç hayra alamet değildir. Bir başka örneği de hala açıklanamayan Kara Kapılar’a yürürken kaybolan atlar mesela…

    (daha&helliip;)

  • aşk, dostluk ve ahmed arif üzerine

    aşk, dostluk ve ahmed arif üzerine

    Dinlenilmeye kıyılamayan şarkılar vardır eskitmemek için, okunamayan kitaplar… İnsan sadece ben bileyim diye bir bencilliğe bile girebilir. Hoş karşılanası bir durum. Bunun sebebi biraz da korkmaktır aslında, sevdiğin bir şarkıyı, kitabı ya beğenmezse diğerleri, kötü şeyler söylerseler… Bir meta olmasına gerek yok, yeri gelir bir pasta olur bu, şık bir kafe, keşfedilmemiş yürüyüş rotaları, harika bir manzara, çakıl taşlarının ayağınızı acıttığı bir deniz kenarı. Kısaca sizin dünyanızdan bir köşe… Sanırım Leylim Leylim de öyle bir şey benim için, kıyılamayan…

    (daha&helliip;)