Yazar: Selçuk Korkmaz

  • bana masal anlatma

    bana masal anlatma

    Siz bakmayın filmin adının “Bana Masal Anlatma” olduğuna, esasında masal gibi bir film var karşınızda.

    Masal gibi anlar vardır, gerçek olmayan ama gerçek olması istenen. Bir hayaldir bu kimi zaman, gözlerinizi kapadığınızda yaşamaya başladığınız.

    Burak Aksak’ın ilk uzun metraj deneyimini yaşadığı Bana Masal Anlatma da böyle bir film, insanı iki arada bırakan, masalların masumluğu ile gerçeklerin acımasızlığı arasına sıkışmış…

    (daha&helliip;)

  • brüksel gezi notları

    brüksel gezi notları

    Brüksel denince aklıma hep bürokratik bir şehir gelmiştir. Kasvetli binalar, mutsuz  ve koşuşturan insanlar, yoğun bir trafik canlanır zihnimde. Böyle düşünmek için haklı gerekçelerim var; hali hazırda AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu Brüksel’de yer alıyor. Avrupa Birliği’nin başkenti olan Brüksel tüm bunlar yetmezmiş gibi NATO Merkez Karargahı’na da ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla Brüksel’e uzaktan bakan birisinin aklına ilk olarak benim düşündüklerim gelir; bürokratik ve soğuk.

    (daha&helliip;)

  • anadolu gazozları yabancılara karşı

    anadolu gazozları yabancılara karşı

    Gazozuna yapılan mahalle maçlarına yetişemedik ne yazık ki. Her maçtan sonra içilen ya kola oldu ya da Sprite. Esasında bunun sebebi şehrimizin bir gazozu olmamasıydı belki de. Zira 90’lardan söz ediyoruz, ortada bir gazoz olsa eminim maç sonu içilen onlar olurdu. Geçenlerde baya küçük olduğum bir fotoğrafımı gördüm. Ben 3-4 yaşlarında, Murat Eray da ilkokula yeni başlamış ya da başlamak üzere, kocaman bir Coca-Cola şişesi tutuyor elinde. Yani ortada hüzünlü bir durum var aslında, her şehrin bir gazozu varken, neden bizim şehrimize ait bir gazoz yok? Halbuki eski fotoğraflarda elde tutulan daima bir gazoz olmuştur! Fena halde kafamı takmış bulunuyorum bu duruma. Araştırmalarda bir şeye rastlamadım ama acaba çok eskilerde üretilmiş bir şeyler var mıdır? Coca-Cola’nın Türkiye pazarına 1960’larda girdiğini düşünürsek elbet bir şeyler olmalı, belki komşu şehirlerden geliyordur, bilemedim.

    (daha&helliip;)

  • galata, pera, beyoğlu: bir biyografi

    galata, pera, beyoğlu: bir biyografi

    İçinde olunmak istenen kitaplar vardır tıpkı yazılmak istenen kitaplar olduğu gibi. Galata, Pera ve Beyoğlu’nun tarihinden bugününe dek yaşadığı dönüşümü anlatan bu güzel kitap benim için ikinci seçeneği oluşturuyor.

    Mimariye, binalara, sokaklara duyduğum sevgiyi anlatmaya gerek yok. İnsanlar, yaşanmışlıklar, hatıralar… Tarihi dokusu korunmuş bir sokakta yürümenin keyfini çok az şeye değişirim, sadece yürümek bile mutlu etmeye yetiyor bazen. Ne yazık ki böyle yerler ülkemizde çok az kaldı. Kalanlar da her geçen gün yağmalanmaya, ranta kurban edilmeye devam ediyor. Eski binalar yerlerini yüksek katlı binalara, alışveriş merkezlerine bırakırken sağ kalan birkaç tanesi de kimliğinden, insanlardan koparılıyor, ya bir otele dönüşüyor ya da bir markanın mağazası oluyor. Bunun en iyi örneğini de Beyoğlu’nda her geçen gün görüyoruz.

    (daha&helliip;)

  • hobbit beş ordular savaşına doğru

    hobbit beş ordular savaşına doğru

    Daha dün gibi her şey. Ama Hobbit’in sinemaya uyarlanacağı dedikodularının çıkmasından bugüne aradan 10 yıl geçmiş…

    Yüzüklerin Efendisi’nden sonra hemen hemen emin gibiydik Hobbit’in filminin çekileceğinden. Süreç biraz uzun sürdü ama sonunda dileğimiz gerçekleşti. Dile kolay neredeyse 10 yıl bekledik. 2004 yılında başlayan tartışmalar filmin 2006 yılında vizyona gireceği ve iki filmden oluşacağı şeklindeydi. o zamanlar 2006 yılı öylesine uzak gözüküyordu ki anlatamam.

    Önce King Kong nedeniyle ertelendi. Daha sonra da yapım şirketi ile yönetmen Peter Jackson arasında filmin yan gelirleri için açılan davalar birbirini izledi. Hatta bu süreçte New Line şirketinden Peter Jackson’a yönelik çok sert sözler söylenmiş ve Jackson’ın bir daha asla herhangi bir New Line yapımında yer almayacağı açıklanmıştı.

    (daha&helliip;)