Yazar: Selçuk Korkmaz

  • cafe society: bir pişmanlık senfonisi

    cafe society: bir pişmanlık senfonisi

    Yine bilgisayar başındayım, sanırım beşinci saati geride bırakıyorum. Konu pişmanlık olunca yazmak istediğim çokça şey var haliyle. Tabii ki başlayamıyorum. Konudan sapmadan kısaca filmden bahsetmek istiyorum ama yapabilecek miyim emin değilim. Cafe Society, Woody Allen’ın Roma’ya Sevgilerle’sinin ardından dördüncü filmi. Avrupa’dan ayrıldıktan sonra aynı üretkenliğini sürdürüyor. Bu yaşında hala inanılmaz bir enerji ile üretmeye devam ediyor. Onun film çektiği hızda ben sinemaya gidemiyorum desem yeridir. Cafe Society vizyonda son günlerini geçirirken Woody’nin Kate Winslet ile Justin Timberlake’i buluşturacağı yeni filmi duyuruldu bile!

    (daha&helliip;)

  • bir şehre gidememek

    bir şehre gidememek

    Ve işte karşımda okuyamadığım bir kitap daha. Okuyamadığım derken, okumaya kıyamadığım, bitirmekten çekindiğim. Ortalarında dönüp durduğum, tekrar başladığım. O kadar rahatsız edici bir boyuta geldi ki artık buna bir son vermem ve yazarak kendimi özgür kılmam gerekiyor. Bu kitap Mario Levi’nin yazmış olduğu 3 öyküden -ya da novella mı desek daha doğru olur, gerçi ben kim oluyorum da böyle bir ayrım yapma cürreti gösteriyorum bilemiyorum.- oluşuyor. 3 farklı zamanda, yerde ve farklı kişiler etrafında dönen “Bir Şehre Gidememek, Hüzünler Yürürlüktedir ve Mevsimlerin Durduramadığı”

    (daha&helliip;)

  • lyon gezi notları

    lyon gezi notları

    Bedri!

    Ruhumu okşayan iki mektubunuzu birden aldım. Lyon’a ne zaman dönmüş olabileceğinizi hesaplıyor ve mektubunuzu sabırsızlıkla bekliyordum. Lyon şehrini hiç tanımaz ve merak etmezdim. Şimdilerde çok merak ve hayal eder oldum.”

    Sonu hüsranla bitecek de olsa büyük aşkın başlangıcı olarak Ernestine Letoni tarafından Bedri Rahmi’ye yazılan bu satırlar benim de Lyon merakımın başlangıcı oldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun anısına düzenlenen “Biz Mektup Yazardık” sergisinin en vurucu mektuplarından biri şüphesiz bu mektuptu. Bu mektubu okuduktan sonra gözümde hep Paris’in gölgesinde kalmış bu şehir hakkında düşünmeye başladım. Henüz birkaç ay geçmişti ki kendimi Lyon’a giden Türk Hava Yolları uçağına atmıştım bile.

    Lyon’a giderken ne bir planım ne de bir bilgim vardı. Sanırım sadece o atmosferi yaşamak, sokaklarında dolaşmak ve bu büyük aşkın doğduğu şehri keşfetmek istiyordum.

    Nehirleri olmadan düşünülemeyen birçok şehir var. Mesela Thames Nehri olmadan zihninizde bir Londra portresi oluşturamazsınız. Keza Tuna Nehri ikiye böldüğü Buda ve Peşt’e ayrı bir tad katar. Paris’te Seine Nehri kıyısında yürümeden şehrin gerçek atmosferine kapılmanız mümkün değildir. Ancak öyle bir yer var ki tüm bu şehirleri geride bırakıyor. Anlayacağınız üzere Fransa’nın güneydoğusunda yer alan, Rhone-Alp Bölgesi’nin başkenti Lyon’dan bahsediyorum. Bir yanda gürül gürül akan Rhone Nehri, diğer yanda ona nazire yaparcasına rüzgar hangi yönden eserse o tarafa akan Saone Nehri, Lyon’u bu özelliğiyle benzersiz kılıyor.

    IMG_6248

    (daha&helliip;)

  • bir yıllık hayal

    Youtube tuhaf bir play list yapmış benim için, bir oradan bir buraya götürüyor. Bu blogu açalı aşağı yukarı bir yılı biraz geçti, tam doğum günü olmasa da hazır şarkılar da yardım ederken birkaç şey not düşmek istedim buraya. Bana kalırsa hiçbir şey vaat etmeyen bu yazıyı okumamak daha mantıklı.

    Aslında buranın açılması benim hayatımda yaşadığım büyük bir kırılmanın sonucu gibiydi, bilemiyorum. Ankara’dan İstanbul’a pek de beklemediğim bir anda gelişim ve sonrası hayatımda yaşadığım değişikliklerin sonucu gibiydi.

    (daha&helliip;)

  • otuz yılın ardından geleceğe dönüş

    otuz yılın ardından geleceğe dönüş

    Doksanlarda çocukluğunu geçiren jenerasyonun en sevdiği filmlerin başında daima Geleceğe Dönüş Serisi gelir. O dönemin çocukları için zaman yolculuğu fikri sınırsız bir hayal dünyası demekti. Aslına bakılırsa sadece çocuklar değil büyükler için de aynı şey geçerliydi. Geleceğe Dönüş bu yönüyle ve birbiriyle kesişen sahneleriyle de sinema dünyasında ayrı bir yer sahip oldu. Her çocuk gibi ben de büyük Geleceğe Dönüş filmlerine büyük hayranlık duyuyordum. Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyorum, içine neleri koyacağımı bilmiyorum bile ama uzun zamandır ertelediğim bu yazıyı bu özel günde yazıyor olmanın mutluluğu içindeyim.

    (daha&helliip;)